Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
Çevreciler ormanlarda mangal yakılmasının yasaklanmasını talep ediyor
Altın  fiyatlarında  rekorlar  devam ediyor
İçişleri Bakanlığı'ndan 'Kovid-19 tedbirleri' konulu ek genelge

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

MİSYONERLERİN HEZEYANLARI-54

MİSYONERLERİN HEZEYANLARI-54
07.11.2018 / 11:39
M i S Y O N E R D i M , K U R,A N
B Ü Y Ü Y Ü B O Z D U !...4
..Ve KAPTAN COUSTEAU...
İslâm’la şereflenmesine sebep olan hadiseyi şöyle açıklıyor:
“Bazı araştırmacıların, farklı deniz kütlelerini birbirinden ayıran engellerin bulunduğuna dair ileri sürdükleri görüşleri inceliyorduk: Araştırmalar sonunda gördük ki, Akdenizin kendine has sıcaklığı, tuzluluğu ve yoğunluğu var. Ayni zamanda kendine has canlıları barındırıyor. Sonra Atlas Okyanusu’ndaki su kütlesini inceledik ve Akdeniz’den tamamen farklı olduğunu gördük.
Bu iki su kütlesi, Cebel’i Tarık Boğazı’nda birleşiyor ve bu birleşme binlerce yıldan beri sürüyordu. Buna göre iki denizin karışması ve sonuç olarak tuzlulukta, yoğunlukta, ihtiva ettiği madde oranında eşit veya eşite yakın bir durumda olmaları gerekiyordu. Oysa ki, böyle bir durumun mevcut olmadığını, yani su kütlelerinin birbirine karışmadığını ve iki denizin yakın kısımlarında dahi, ayrı bir yapıya sahip olduğunu hayretle müşahede ettik. Bunun üzerine yapmış olduğumuz araştırmalarda bizi şaşkına çeviren bir durumla karşılaştık. Çünkü bu iki denizin karışmasına; birleşme noktasında bulunan harika bir su engeli mani oluyordu. Ayni türdeki bir su engeli,1962 yılında Alman ilim adamları tarafından Aden Körfezi ile Kızıl Denizi’nin birleştiği Mendep Boğazı’nda da bulunmuştu. Sonraki araştırmalarımızda, farklı yapıdaki bütün denizlerin birleşme noktalarında ayni su engelinin bulunduğunu müşahede ettik.
Denizlerdeki bu incelemesinden sonra Kaptan Cousteau’ya en yakın arkadaşı Prof. Buceille, bu keşiflerin yeni olmadığını, çünkü Kur’an’da ilgili Ayetleri dinledikten sonra K. Cousteau şöyle demiştir:
“Modern ilmin 14 asır geriden takip ettiği Kur’an, ben Şehadet ederim ki Allah kelâmıdır.”
Kaptan Cousteau’nun İslâm’la Şereflenmesine sebep olan Ayetler şunlardı:
“İki denizi salıvermiş, birbirine kavuşuyorlar. Fakat birbirine karışmaya engel Allah tarafından bir perde var.”
Rahman:
“O Allah’dır ki, iki denizi veya iki nehri birbirine komşu ve yakın olarak salıverdi. Şu, birisi tatlı, susuzluğu giderir; bu ise tuzlu ve acıdır. Aralarında da kudretinden bir engel ve birbirine karışmayı önleyici bir perde koymuştur. Birbirne yakın tuz gölü ile tatlı su gölü veya tatlı bir nehirle ona yakın olan suyu acı bir deniz gibi. Aralarında kudretten bir engel olup, biri diğerinin tadını
bozmaz.”
CAT STEVENS... Yeni adıyla YUSUF İSLÂM...
Arkadaşlarımdan bir çoğu neden Müslüman olduğumu merak ediyor!..
“Bir gün kardeşim bana, Kur’an’ın bir tercümesini verdi.Daha Fatiha suresini okur okumaz, O’nun cihânşümûl olduğunu anladım.”
İslâmiyet nedir ? Evet O’nun sadece bir din olmadığını anlatmakla söze başlamam gerekir.
O, hayatın ve tabiatın her cephesine hükmeden ilâhi bir kanundur. O, teslim olmak demektir...Tek bir Allah’tan başkasına bel bağlamayınız ki, O her şeyi bilir ve bizi kendisini bilmemiz ve tanımamız için yaratmıştır....Bütün Peygamberler ayni gerçeğin öğreticisidir. Biz İsa’yı da, Musa’yı da, İbrahim’i de severiz.
....Eğer İslâm’ı gerçekten tanıyan ve yaşayan insanların sayısı artsaydı, hiç şüphesiz dünyada böyle bir anlayışsızlık ve kayıtsızlık eseri görülmezdi.
....Kur’an, her şeyin üstünde dosdoğru ve apaçık olup, herkesin anlayabileceği kadar sadedir. Muhakkak Allah tarafından gönderilmiştir ve hiçbir fani tarafından da taklit edilemeyecektir. Çünkü olduğu gibi gerçektir....
Son Peygamber Hz. Muhammed (s.a.v.), cehalet ve kara günler içinde bulunan Hz. İbrahim’in getirdiği dinin kaybolmaya başladığı ve parçalara ayrıldığı Mekke’de dünyaya geldi.İnsanlığa rahmet ve şefaat için dönderildi....
...İnsanoğlu gerçeği bilmek için yaratıldı ve İslâm, insanlık için gerçek bir kılavuz oldu. Kur’an bizi batıl ve karanlık inanışların içinden alıp, kâinat içindeki yerimizi gösterek aydınlığa çıkarmıştır. “Gerçek ışığı” arayanlar için Kur’an yeterlidir ve onu doğru yola iletir....
Bize Müslüman olmadan önceki durumunuzdan bahseder misiniz ?
-Bütün hayatım boyunca Müslümandım! Fakat bu gerçeği bilemedim, öğrenemedim; kimse bana bu gerçekten haber vermedi. Fakat ben her zaman gerçeği, fazileti, doğru yolu ve Allah’ın birliğini aradım.Takdir edersiniz ki, ben bütün bunları, her türlü maddi ve nefsanî şeyleri yaşayan ve maddeye büyük önem veren Batı toplumu arasında yaşayan biri olarak yapamadım ve bunun eksikliğini, her zaman içimde duydum.
....Müslüman olmadan önce dindar biri değildim...İngiltere’de, Avrupa’da ve Amerika’da ün yaptım. Şarkılarım, kasetlerim ve bantlarım sayesinde servet sahibi oldum ama mutlu değildim. Arayış içinde idim. Bir ara hastalandım ve hastaneye yattım. Bu hastalık bana gerçeği aramada yardımcı oldu. Çok tehlikeli olan bu hastalıktan kurtulduğum gibi, Allah’a hamd olsun, İlâhî rahmete de kavuştum.”
Buraya kadar, Zafer dergisinin eki olan “Gerçeğe Doğru 1”dan aldığım, Kaptan Cousteau’nun ve Cat Stevens’in, hidayete ererek Müslüman oluşlarının hatıratı burada son buldu.Temenni etmekteyim ki, Yahudiler, Hıristiyanlar sağ duyularının sesine kulak vererek ve bilhassa misyonerler, hidayete ulaşarak İslâm’a koşarlar ve böylece kurtuluşa ererler!..
Etiketler:
Yazarın Diğer Yazıları


YAZARLAR