Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
COVİD KIRMIZINDAN KURTULMAK HEPİMİZİN ELİNDE
BAŞKAN KADİR ALBAYRAK'IN YEŞİLAY HAFTASI MESAJI
8 Mart Dünya Kadınlar Günü Çerçevesinde Kadın ve Şiddet Konulu Konferans Düzenlendi

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

GEÇMİŞİ HATIRLAYALIM -5-

GEÇMİŞİ HATIRLAYALIM -5-
30.11.2020 / 11:06
Karne alacağımız gün gelip çatmıştı. Öğretmenime hitaben bir şiir yazdım ve masasının üzerine bıraktım. İşte yazdığım şiir:

Dünyamız boşlukta seyahat eder
Gecesiyle gündüzünü incele
Döndükçe mevsimler meydana gelir
İlkbahar kış hem yazını incele

Boşluktadır ama neden düşmüyor
Öz yörüngesinden asla şaşmıyor
Denizler doluyor ama asla taşmıyor
İçinde yaptığı tuzu incele

Dikkat Selim der ki eyleme hata
Yaradan affeyler seni elbette
Hakka tevekkül et dön ibadete
Günde beş vakit namazı incele

Öğretmenim herkesin karnesini verirken beni numaram olan 27’yi atladı. Ben başıma gelecekleri düşüne düşüne sabırla bekliyordum. Nihayet herkes karnesini alıp sınıftan çıkmış, ben yalnız kalmıştım. Bana yazdığım şiiri gösterip “Bunu sen mi yazdın?” dedi. Ben de “Evet.” dedim.
Ben ne yapacağını düşünürken beni iki kulağımdan tutup kafamı defalarca duvara vurduktan sonra karnemi verdi.
Tarih 1964, 13 yaşında olduğum bir gün köyümüzün bekçisi kapımızı çaldı. Kapıyı ben açtım. Bekçi bana “Babanı çağır.” dedi. O sırada babam geldi ve bekçiye ne istediğini sordu. Bekçi babama tahsildar ve başçavuşun muhtarın evinde olduğunu, Korevenk (Köprülü) köyüne gitmek için atımızı ve beraberinde atı geri getirmesi için çocuklardan birini istediğini söyledi. Babam istemeyerek atı ahırdan çıkardı ve atı geri getirmem için beni de beraberinde yolladı. Bekçiyle beraber muhtarın evine gittik. Tahsildar ata bindi, ben peşinden yürüyerek yola koyulduk.
Köyün dışına çıktıktan sonra tahsildar bana seslendi. Beni ata bindireceğini düşünürken çantasını bana uzattı. Çantayı aldım ve hiç dinlenmeden üç saat kadar yol yürüdükten sonra gideceğimiz köye vardık. Gider gitmez yorgunluğumun etkisiyle bir duvarın dibine çökmüş, uyuyakalmışım. Birinin ayağıyla bana dokunarak “Kalk ulan!” dediğini duydum. Ne kadar uyuduğumun farkına varmadan zor da olsa ayağa kalktım. Yerde sofra vardı, yemek yemişlerdi. Ben sürekli sofraya bakarken ev sahibi bana bir ekmek uzattı. Tahsildar bana ekmeği almama müsaade etmeden hakaret ederek “Al atını git artık.” dedi.
Etiketler:
Yazarın Diğer Yazıları

YAZARLAR